Makaleler

Müslümanlar Arasındaki Güçlü Bağlılığın Sırrı: Sevgi ve Tevazu

Müslümanlar arasında yaşanan sevgi, imana dayalı samimiyetin sonucunda doğal olarak oluşan bir sevgidir. Hiçbir çıkara dayanmaz; müminler yalnızca Allah’ın rızası için birbirlerini severler. Bu samimi sevgi beraberinde yüksek bir tevazu anlayışını da getirir. Sevgi ve tevazu bir arada yaşandığında ise Müslümanlar arasında çok güçlü bir bağlılık meydana gelir…
Kuran ahlakına uymak insana üstün bir ahlak kazandırır. Dolayısıyla Müslümanlar, tavırları, sohbetleri, sanat anlayışları ve görgüleriyle diğer insanlara örnektirler. Birarada olunmaktan hoşlanılan, insanlara fayda sağlayan, her zaman güzelliklere vesile olan kişilerdir. En dikkat çeken özellikleriyse sevgi dolu, yumuşak huylu ve mütevazı olmalarıdır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), üstün ahlakı, aklı, feraseti, basireti, tevazusu, sevgisi ve merhametiyle tüm müminlere örnek olmuş; bulunduğu ortamlar en güzel ve hikmetli sohbetlerin olduğu temiz, huzur ve güven veren ortamlar haline gelmiştir. Tüm Müslümanların da bu gerçeğin bilinciyle kendilerini sürekli geliştirmeleri, ahlaklarını daha da güzelleştirmek için gayret etmeleri ve bulundukları her yerin mübarek Peygamberimiz (sav)’in bulunduğu ortamlar gibi olmasına özen göstermeleri gerekir.
Hz. Muhammed (sav)’in Müminlere Olan Sevgisi ve Şefkati
Müslümanlar birbirlerinin velisi, yardımcısı, gerçek dostlarıdırlar. Her Müslüman, diğer Müslüman kardeşine hürmetle, saygıyla, sevgiyle yaklaşmalı, onun için her türlü fedakarlığı severek yapmalı, vefa göstermelidir. Kardeşlerine merhamet duymalı, hatalarına karşı hoşgörülü olmalı, kusurlarını en güzel şekilde telafi etmeye çalışmalı, kırıcı her türlü tavır ve üsluptan şiddetle kaçınmalıdır. Peygamberimiz (sav)’in, “Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız…” hadis-i şerifiyle Müslümanlara bildirdiği ahlakın gereği de budur.
Rabbimiz, Hz. Muhammed (sav)’in ahlakındaki bu özelliği bir ayette şöyle övmüştür:
“Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.” (Tevbe Suresi, 128)
Hz. Muhammed (sav)’in iman edenlere öğütü; “Hediyeleşin, birbirinizi sevin…” hadis-i şerifiyle bildirildiği gibi, Müslümanların birbirlerini sevmeleri ve dost olmalarıdır. Çekişme, ihtilafa düşme, farklılıkları birer ayrılık konusu kılma gibi tavırlar Müslümanların sakınmaları gereken davranışlardır. Kuran ahlakına muhalif olmadığı sürece, Müslüman bireyler ve toplumlar arasındaki farklı anlayışlar ve uygulamalar birer kültür zenginliği olarak değerlendirilmelidir. Hz. Muhammed (sav)’in müminlere vasiyet ettiği ahlaka eksiksiz uymak iman edenlerin yükümlülüğüdür. Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:
…Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah’ın kulları, kardeşler olunuz.(Mace Cilt 10, s. 32)
Müslümanların Sohbetlerine Yansıyan Tevazuları 
Müslümanların güzel ahlaklarını, bir arada bulundukları sohbet ortamlarında da görürüz. Daima Allah’ın adının anıldığı, Rabbimiz’in İsmi’nin yüceltildiği, Allah rızası için faydalı ve hayırlı işlerin konuşulduğu bu ortamlar, ferahlığı, temizliği, iç açıcılığının yanı sıra Müslümanların güzel tavırlarıyla da dikkat çekicidir. Müslümanların bir arada bulundukları ortamlar, sevginin en güzel şekilde tezahür ettiği, nezaketin, saygının, iltifatın, gönül alıcılığın ve güzel sözün hakim olduğu ortamlardır.
Müslümanların sohbetleri içten ve samimidir. Yapmacıklık, riya müminlerin sakındıkları kötü davranışlardır. Müminler istişareyle hareket ettiklerinden herkesin sözü ve fikri değerlidir. Müslümanların sohbet ortamlarında tartışmacı bir üsluba rastlanmaz. Çünkü İslam ahlakı, iman edenlerin kendi görüşlerinde ısrarcı olmamalarını, vicdana, adalete ve hayra en uygun olan fikre uymalarını gerektirir. Müminler “benim fikrim kabul edilsin”, “benim düşüncem en doğrusu” gibi ısrarcı üsluplardan uzak dururlar.
“… Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.” (Yusuf Suresi, 76) ayetiyle de buyrulduğu gibi, bir Müslüman, her zaman için kendisinden daha iyi bilen biri olabileceğini, en isabetli düşünceye kendisinin sahip olduğunu iddia etmenin büyük bir yanlış olduğunu bilir. Kendisi bir konuda bilgi sahibi olsa dahi, karşısındakinin de bir başka konuda derin bilgi sahibi olabileceğini düşünür. Bu nedenle diğer mümin kardeşlerini ilgi ve nezaketle dinler. Onların sözlerinden, tecrübelerinden de bir şeyler öğrenmeye çalışır. Müslümanların bu güzel ahlakı, Kuran ayetlerine uymanın bir sonucudur.
Sonuç 
Tüm bu bilgiler Müslüman ahlakının ve yaşantısının nasıl olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Müslümanlar, tıpkı Peygamberimiz (sav)’de olduğu gibi, sevgileriyle, tevazularıyla, nezaketleriyle, temizlikleriyle, yumuşak huylarıyla, güler yüzleriyle, merhametleriyle, anlayışlı tavırlarıyla, güzel sözleriyle insanlara örnek olmalıdırlar. Bununla birlikte tavırlarıyla Kuran ahlakını ve sünneti en güzel şekilde yansıtmaya özen göstermelidirler. Bu güzel ahlakı gösterenler, Allah’ın izniyle, sözleriyle ve anlattıklarıyla olduğu kadar davranışlarıyla da pek çok insanın İslam ahlakına ısınmasına vesile olabilirler.
Adnan Oktar’ın Islam Online’da yayınlanan makalesi:

LEAVE A RESPONSE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir