Allah Sevgisi

Müminin kalbindeki sevginin, aşkın ve aklın temelinde Allah korkusu var...

Günümüzde gençler Allah sevgisinden ve Allah korkusundan çok uzak yetiştiriliyorlar. Aile çocuğa şekli ibadetleri öğretiyor ve kenara çekiliyor. Oysa ibadetlerin yanında tüm hayatı kaplaması gereken, her gün, her dakika müminin uygulaması gereken bir de Kuran ahlakı var. Çocuğun kalbine nakşedilmesi gereken derin Allah sevgisi, ciddi bir Allah korkusu ve vicdani duyarlılık var. Mümin ancak Kuran’a uygun yetiştirildiğinde, Allah’ı aşkla sevip, O’nu razı edememekten çekindiğinde ve Allah’tan gereği gibi korktuğunda Allah’ın istediği mükemmel bir ahlaka kavuşuyor. Aksi takdirde Kuran’a uygun olmayan tavırlar, nefis mücadeleleri, sevgisizlik ve duyarsızlık en çok müminin kendi canını yakıyor.

Bir çocuğu yetiştirirken önce samimi bir kalbe sahip olmasını sağlamak gerek. Samimiyet zemin olarak oturtulduğunda çocuk bundan sonra hayatı boyunca vicdanıyla hareket edecektir. Sevgi ve samimiyet iç içedir. Sevgiyi bilmeyen samimiyeti bilmez, samimiyeti bilmeyen de sevgiyi bilmez. Sonuçta sevgi, samimiyet, akıl, Allah korkusu ve Kuran’la davranmak birbirlerine kenetlenmiş zincirler gibidir. Sıkı sıkıya kenetlendiklerinde müminde Allah’ın razı olduğu çok güzel bir cennet ahlakı ortaya çıkar. Böylece mümin apaydınlık bir yüzle, nurla, güzel ahlakıyla bulunduğu ortamda adeta ışıldar. Allah sevgisini ve Allah korkusunu derinden kalbinde hisseden müminin tüm hareketlerine, konuşmasına, bakışlarına, tevazusuna bu derinliği yansır. Hiçbir şey yapmasa da, konuşmasa da haliyle çevresindekilere tebliğ yapar. Peygamberimiz (sav) muhteşem ahlakıyla, Allah’a ve O’nun yarattıklarına duyduğu içli sevgiyle, tertemizliğiyle, samimiyetiyle, hoşgörüsüyle ve Allah’a olan sarsılmaz güveniyle tüm müminlere örnektir. Peygamberimiz güzel ahlak ve Allah korkusu ile ilgili hadislerde şöyle buyuruyor:

Hz. Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin, cennete girmesine sebep olacak en önemli şey ilahi takva ve güzel ahlaktır.” (Usulu Kafi, C.2, s.100)

Nebiler Nebisi (sav) efendimiz başka bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Kişinin Allah (CC) Hz.lerinin korkusundan tüyleri ürperdiğinde, tıpkı son baharda ağaçların yaprakları döküldüğü gibi, ufak tefek günahları bir bir dökülür.” (Hayat’ül Kulüb adlı kitap. Dürretül Vaizin. 2C.S980)

Peygamber Efendimiz (sav) diğer bir hadisinde Allah korkusuyla ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanI) emretmemi. (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)

Bir müminin Allah korkusuyla yetiştirilmesi demek, öncelikle onun “Allah’ı razı edememekten korkmasını sağlamaktır. Mümin Allah’ın hoşuna gitmeyecek bir hareketi yapmaktan,  O’nun razı olmayacağı bir sözü söylemekten şiddetle kaçınır bir hale gelmelidir. Hem bu dünyada hem de ahirette derin bir aşkla sevdiği Allah’ın razı olmayacağı bir adımı atmayı, O’nu gücendirmeyi müminin vicdanı kaldırmayacak bir hassasiyette olmalıdır. Mümin kalbini Allah sevgisiyle ve Allah korkusuyla doldurduğunda vicdanı sürekli ona doğru yolu gösterecektir. Mümin kalbinde duyduğu Allah korkusuyla Allah’ın beğenmediği bir hareketi yapmayacak, vicdanının gösterdiği doğru yolu seçecektir. İnsan ne kadar çok Allah’tan korkarsa, ne kadar çok Allah’ın rızasını her şeyin üzerinde tutarsa ahlakı da o kadar güzel olacaktır. Peygamberler bu konuda kendi gönderildikleri kavimlere derin imanlarıyla, her adımlarını Allah korkusuyla ve aşkıyla atmalarıyla en güzel şekilde örnek olmuştur. 

Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 109)

Eğer bir mümin gereği gibi Allah’tan korkmazsa o zaman kibirli davranabilir, egoist olabilir, gururlu davranabilir, kendi çıkarlarını kollayabilir. Nefsine yenilip karşısındakini kırabilir. Eğer Allah’tan gereği gibi korkmazsa haklıyken tevazu gösterecek, kötülükleri iyilikle yok edecek, her zaman güzel söz söyleyip, güzel hareket edecek gücü kendisinde bulamaz. Ama Allah’tan derin bir korkuyla korktuğunda, işte o zaman çok keskin ve mükemmel bir ahlaka sahip olur.

Sadece “Ben Allah’ı seviyorum” demek yeterli değildir. Allah sevgisi Allah korkusu ile iç içedir. Bir insanda Allah korkusu gittiğinde akıl da gider, vicdan da gider, Kuran ahlakı da gider. O mümin derin imanı yakalayamaz, Allah’ın istediği gibi nefsini eğitip cennet ahlakına kavuşamaz. Allah korkusu mümine derin imanın kapısını açan bir anahtar gibidir. İçli bir Allah korkusu ile mümin peygamberlerin güzel ahlakına, samimiyetlerine ve tevazularına ulaşabilir.

Sonuç olarak Allah korkusu bazı kimselerin düşündüğü gibi bir korku değildir. Allah korkusu, Allah’ı çok seven, O’na gönülden bağlı, sadece O’nu dost edinmiş bir müminin O’nun razı olmayacağı bir tavrı asla yapmaması, O’nun hoşnut olmayacağı bir ahlak üzerinde olmaktan şiddetle kaçınmasıdır. Kuşkusuz bu kısacık imtihan ortamında Allah korkusu müminin en büyük dayanağı olacaktır. Hem sınır tanımaz isteklerle bastıran nefsine, hem de şeytanın tuzaklarına karşı çok güçlü bir tavır gösterip, her zaman en doğru adımı atacaktır. Allah’tan başka hiç kimseden ve hiçbir şeyden korkmayarak çok güçlü bir imana sahip olacaktır.

Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin. (Ali İmran Suresi, 102)

...Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının. (Bakara Suresi, 197)

Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr Suresi, 18)

Adnan Oktar'ın Arab News & The Peninsula Qatar'da yayınlanan makalesi:

http://www.arabnews.com/islam-perspective/news/641661

http://thepeninsulaqatar.com/special-page/islam/304141/moral-values-and-fear-of-Allah

2014-10-10 20:54:33

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top